Wednesday, April 24, 2013

Yarin olmasin

.
.
.
Ne olur, yarin olmasin. Yarin cok daha caresiz olacak. Zaman karsisindaki caresizlik mi daha büyük ya da senin karsindaki mi? Galiba ayni seysiniz. Gün boyunca gecen her saniyeyi, beni bugünün sonuna, yani yarinin baslangicina yaklastiran her saniyeyi lanetledim. Bugün bitmesin. Iyi bir gün oldugundan degil ya, ama yarin daha kötü olacak. Cok daha yapayalniz olacak. Ya bugün bitmesin ya da benim hayatim bitsin, ne olur... Ama kime, neye diyorum ki bunu, sanki olacagi var da... Ama kim bilir? Belki yarin sabah gözlerimi acmam. Belki yarin sabah yanima bakmam. Belki yarin sabah balkondaki bos sandalyeye elimi uzatmam. Belki yarin ögle saatinde markete gitmem. Belki yarin o peyniri görünce aglamam. Belki yarin kolaya baktiktan sonra portakal suyunun yanindan da hizla uzaklasmam. Belki yarin evdeki o acilmamis paket makarnaya mal mal bakmam. Belki yarin aksam sensiz salata yemekten vaz gecmem. Belki yarin "umarim yine de sigarayi birakir" diye dua etmem. Belki gercekten dualarim kabul olur ve yarin sabah gercekten gözlerimi acmam. Belki gercekten bu gece gece yarisi olmaz ve yarin sabah sabah dogmaz. Belki de ama tahminen kesinlikle bunlarin hic biri olmayacak ve ben yarin sabah uyanip uyku sersemi seni arayacagim, az önce kalkmissin gibi orda duran yorganina kanacagim ama sonra canim yanacak ve her gün gibi yaptigim her seyi seninle yapmayi hayal ederek yapacagim. Yani 6 yildir oldugu gibi aslinda. Ama 6 yil öncekinin bugünden, yarindan olan farki umutsuzluk. Ne olur, yarin olmasin. Cünkü yarin cok daha umutsuz olacak.
.
.
.

No comments: