Friday, November 15, 2013

Öylesinelik üzerine bir zirvalama

.
.
.
.
Insanlar öylesine birlikte oluyorlar. Ya da öylesine bir isi yapiyorlar. Ya da öylesine bir yere gidiyorlar. Bense uzun süreler boyunca yaptigim her seye ciddiyet ve anlam yüklemek icin kasa kasa tuvalete zor cikar oldum. Hayir olmadim aslinda, her sey cok iyi calisiyor bende. Ama bayagi kastim. Kasmamak lazim (dayak). Bazen bir seyleri öylesine yapabilmek lazim. Hani öylesine yapinca sonucundan beklentin olmadigi icin hayal kirikligi da olmayabilir. Ya da ne bileyim romantizme de o kadar ugrasmamak lazim. O kadar elestirmemek, her boku moleküllerine ayirmamak lazim. Bazen en sümüklü romantizm de tam yerinde ve harika oluyor. Cünkü bazen gercekten bir kirlangicin yagmuru bölmesi onca sümük icinde cok iyi gidiyor. Bazen de rüzgarda ucusan bir Aydan Tekstil naylon poseti de romantizmle melankolinin dibine vurabiliyor. Aydan’in melankolisi mi naylon posetin mi o ayri konu. Ya da yok aslinda ayri konu degil, tipatip ayni konu. Bu cümleyi sirf “tipatip” diyebilmek icin kurdum. Melankoli cok tuhaf anlarda gelebilir ve cok kopuk boyutlara ulasabilir. Benim mesela yeni yikadigim havlulara takilmis bir kil buldugumda salya sümük agladigim günler oldu. Bazen de bosaltmaya kiyamadigim bir kül tablasinin icinde küflenen yapraklara bakarak melankoli yaptim. Ikinci kisa girdik lan. Bir de ikinci el araba bakarken sormam gereken sorularin not edildigi kagit bana bir Ilhan Berk siiri kadar sicak ve ince gelebiliyor. Kilometre orjinal mi?  Triger kayisi ne zaman degisti? Hararet yapti mi hic? Yapti tabii, yapmaz mi? Gece vakti sonra musluga agzimi dayayip su icmeye calistim, su agzimdan baska her yere akti.

Bazen, bazi mutluluklar „hic bir zaman mutluluktan“ fazla iken „her zaman mutluluk“ gibi gelir insana. Ve o zaman bazi "bazilarin" arasinda mutluluk olmayan "bazi mutluluklar" belirince cok büyük bir kafa karisikligi yasiyorsun. Böyle kendin dahi anlayamadigin cümleler kuruyorsun. Mesela ben sanatci ruhlu biri olsaydim ve el attigim seylerde biraz itina gösterseydim, yani az bucuk azim olsaydi bende. O zaman ruh halimi cok güzel anlatabilirdim. Ama o kadar üseniyorum ki. Anlatmak cok zor abi. Nerden baslayacaksin, neyi nasil tanimlayacaksin. Bir de kendin de anlamadigin onca sey var. Hayati bilincli yasayacagim derken nasil bu kadar kaybolur, kaybeder bir insan? Aslinda yalnizlik iyidi eskiden. Simdi böyle evde yalniz olmak neden bu kadar zor ki. Halbuki önceden de yalnizdim bu evde. Degisen bir sey yok. Bir ara sadece biri geldi, killarini ve öfkesini birakti, simsiki bi sarildi ve kayboldu. Ben de ikinci kis gelmis hala kil topluyorum sagdan soldan. Ama sirf kil toplamiyorum. Gölgelerini de topladim evin kiyisindan kösesinden. Esen soguklardan ten yaptim, el yaptim. Koltugun arasinda nefretler yumak yumak kalmisti, sac yaptim onlardan. Kapi koluna asili terk edisler vardi onlari bi cift cirkin ayak yaptim, palet gibi. Hüzünler de yastigimda leke birakmisti bir sürü, cikarip göz yaptim onlari da. Kalp yapmadim. Küfürlerin, sinirlerin, siddetlerin, tasan hiddetlerin bende bayagi bir yara birakti ve yaralarimdan yükselen cürük irin kokusundan igrendigim icin onlari iyilestirmeye yalayamiyorum ama arada sirada kabuklanmalarini kaziyip beton yaptim ayaklarina. Sürükledim sonra sacindan tutup denize attim. Batarken cikardigin hava kabarciklarini izliyorum.

Ve insanlar hala öylesine beraber oluyorlar. Yalniz olmamak icin. Simdi bir seyleri öylesine yapmak hic de kötü bir sey degil dedim yukarda, hala da diyorum da aslinda. Yine de öylesine biriyle beraber olunmaz ki. Bir seyleri öylesine yapma. Mesela öylesine yasama. Zaten öylesine yasiyoruz, üstüne bir de ayriyetten bir öylesinelik katmanin alemi ne? Dolu dolu yasa. Duygularin romanlarda tanimlandigi kadar agdali olsun. Düsünsene, karsinda bir insana bakiyorsunu ve onu gördügünde gözünü bile kirpmadan onunla sadece öylesine vakit gecirdigini biliyorsun. Olmasa da olurdu hani. Madem olmasa da oluyor, birak olmasin arkadas. Bu bir suc.

Neyse. Ne bilim ya. Aslinda hic bir sey olmadigi bosluklar icinde bazen öylesine birinin, bir seyin olmasi da iyi olabiliyor. Ama bunu zaten üstte anlatmistim. Bunlari da öylesine yazdim zaten, can sikintisindan.

Homur homur homurdak bir hamurum ben.
.
.
.
.

2 comments:

Anonymous said...

Neden maillerime yanıt vermiyosun?

Anonymous said...

Şunu bilin ki ey prensesim,
Gerçeklik algısını kendi egosantrizminden bir varoluş olarak kendiliğindenliğini ilan edenler, güneşin altında eski bir şey bulmakta hep güçlük çekmişlerdir. Öylesine kurulan bu kendiliğindenliğin çekim yasası, güneşi etrafında döndürürken, sonlu yaşamlarında mezar taşlarına kazınan sadece ayın karanlık yüzüdür çünkü içlerindeki erdem ağacını kırmak için sonsuz bahaneleri vardır...
Bir Nemedya Efsanesinden